lā uqsimu bi-yawmi l-qiyāmati
Hayır, kıyamet gününe yemin ederim.
Mushaf #75 · Nüzul #31 · Erken Mekke Dönemi · 40 Ayet
Kıyamet ve insanın kendini kınaması
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
lā uqsimu bi-yawmi l-qiyāmati
Hayır, kıyamet gününe yemin ederim.
wa lā uqsimu bi-n-nafsi l-lawwāmati
Hayır, (kınayıp duran) nefse de yemin ederim.
ʾayaḥsabu l-ʾinsānu ʾallannajmaʿa ʿiẓāmahū
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır?
balā qādirīna ʿalā an nusawwiya banānahū
Hayır! Biz onun parmak uçlarını dahi (eski haline getirip) düzeltmeye kadiriz.
bal yurīdu l-insānu liyafcura amāmahū
Hayır! İnsan, önündeki (kıyamet gününü) yalanlamak ister.
yas'alu ayyāna yawmu l-qiyāmah
Kıyamet günü ne zamanmış diye sorar.
faʾiḏā bariqa l-baṣaru
Gözler kamaşıp (veya) perişan olduğu zaman
wa khasafa l-qamar
Ve Ay tutulmuştur.
wa-jumiʿa sh-shamsu wa-l-qamaru
Ve güneş ve ay bir araya getirildiğinde.
yaqūlu l-insānu yawmaʾiḏin ʾayna l-mafarru
İşte o gün insan: "Kaçış nereye?" der.
kallā lā wazara
Hayır, sığınacak hiçbir yer yoktur!
ilā rabbika yawmaʾiḏin al-mustaqarru
İşte o gün, varılacak yer (varıp karar kılacak) Rabbinedir.
yunab'bau l-insanu yawma'idim bima qaddama wa'akhkhara
O gün insan, önden gönderdiği ve geride bıraktığı şeylerle haberdar edilir.
bal-i insānu ʿalā nafsihī baṣīrah
Hayır, insan kendi nefsi hakkında basiretlidir.
Ve lev elkaa ma'aaziirehu
Velev elka ma'aaziirehu
lā tuḥarrik bihī lisānaka litaʿjale bihī
Onunla (Kur'an'la), acele etmek için dilini kımıldatma!
ʾinna ʿalaynā jamʿahū wa-qurʾānahū
Şüphesiz onu toplamak ve onu (okutmak) bize aittir.
faʾiḏā qaraʾnāhu fāttabiʿ quriʾānahū
Onu okuduğumuz zaman sen de onun okunuşunu takip et.
thumma inna ʿalaynā bayānahū
Sonra şüphe yok ki, onu beyan etmek de Bize aittir.
kallā bal tuḥibbūna l-ʿājilah
Hayır! Siz acele olanı (dünyayı) seviyorsunuz.
wa-tadharūna l-ʾākhirah
Ve ahireti bırakırsınız.
wujūhun yawmaʾiḏin nāḍirah
Yüzler vardır o gün pırıl pırıl parlaktır.
ilā rabbihā nāẓirah
Rablerine bakmaktadırlar.
wa wujūhun yawmaʾiḏin bāsirah
Ve o gün nice yüzler de asık olacaktır.
taẓunnu an yufʿala bihā fāqirah
Onun hakkında, 'Onu ne yapıp çevirecekler?' diye zanneder.
kellā iḏā balagat at-tarāqiya
Hayır! Can köprücük kemiklerine dayandığı zaman,
wa qīla man rāqin
Ve şöyle denir: "Tedavi edecek kimse var mı?"
wa ẓanna annahu l-firāqu
Ve onun ayrılık olduğunu sanır.
wa-ltāffati s-sāqu bi-s-sāqi
Ve bacak (veya baldır) bacağa (veya baldırına) dolandığı zaman.
ilā rabbika yawmaʾiḏin al-masāq
İşte o gün, varılacak yer (varılacak) Rabbinedir.
falā ṣaddeqa walā ṣallā
Artık inanmamış ve namaz da kılmamıştı.
wa lakin kadhdhaba wa tawalla
Hayır! O, yalanladı ve yüz çevirdi.
thumma dhahaba ilā ahlihi yatamāṭā
Sonra da salına salına ailesine gitti.
ʾawlā laka fa-ʾawlā
Yazıklar olsun sana, yine yazıklar olsun!
thumma ʾawlā laka fa-ʾawlā
Sonra, (o azap) sana daha layık, evet daha layık!
ʾayaḥsabual-ʾinsānu ʾan yutrakesudan
Yoksa insan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
ʾelem yeku nuṭfatan mim-meniyyin yumnā
O, atılan bir damla sudan bir nutfe değil miydi?
thumma kāna ʿalaqatan fakhalqata fasawwā
Sonra o, bir pıhtı (alaka) olmuş, sonra Allah onu yaratmış ve en güzel şekilde biçimlendirmiştir.
fa jaʿala minhu z-zawjayni dh-dhakara wa-l-unthā
Böylece ondan erkeği ve dişiyi olmak üzere iki eşi var etti.
ʾalaysa dhālika biqādirin ʿalā ʾan yuḥyiya l-mawtā
Ölüleri diriltmeye gücü yeten bu (Allah) değil midir?