tafsil

Mushaf #64 · Nüzul #108 · Medine Dönemi · 18 Ayet

Tegâbün Suresi

التغابن

Kazanma ve kaybetme günü

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

يُسَبِّحُلِلَّهِمَافِىٱلسَّمَٰوَٰتِوَمَافِىٱلْأَرْضِلَهُٱلْمُلْكُوَلَهُٱلْحَمْدُوَهُوَعَلَىٰكُلِّشَىْءٍقَدِيرٌ

yusabbihu lillahi ma fis-semavati ve ma fil-ardi lahul-mulku ve lahul-hamdu ve huve 'ala kulli sheyin kadirun

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O her şeye hakkıyla kadirdir.

هُوَٱلَّذِىخَلَقَكُمْفَمِنكُمْكَافِرٌوَمِنكُممُّؤْمِنٌوَٱللَّهُبِمَاتَعْمَلُونَبَصِيرٌ

huwa alladhī khalaqakum faminkum kāfirun waminkum muʾminun wallāhu bimā taʿmalūna baṣīrun

O, sizi yaratan Allah'tır. Böyle iken kiminiz inanır, kiminiz inanmaz. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

خَلَقَٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضَبِٱلْحَقِّوَصَوَّرَكُمْفَأَحْسَنَصُوَرَكُمْوَإِلَيْهِٱلْمَصِيرُ

x̱alaqa s-samāwāti wa-l-arḍa bi-l-ḥaqqi wa ṣawwarakum fa-ʾaḥsana ṣuwarakum wa ʾilayhi l-maṣīru

Gökleri ve yeri hak ile yarattı. Size şekil verdi ve şeklinizi güzel kıldı. Dönüş O'nadır.

يَعْلَمُمَافِىٱلسَّمَٰوَٰتِوَٱلْأَرْضِوَيَعْلَمُمَاتُسِرُّونَوَمَاتُعْلِنُونَوَٱللَّهُعَلِيمٌۢبِذَاتِٱلصُّدُورِ

yaʿlamu mā fī s-samāwāti wa-l-ʾarḍi wa yaʿlamu mā tusirrūna wa mā tuʿlinūna wa-llāhu ʿalīmun bi-ḏāti ṣ-ṣudūri

Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Sizin gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

أَلَمْيَأْتِكُمْنَبَؤُا۟ٱلَّذِينَكَفَرُوا۟مِنقَبْلُفَذَاقُوا۟وَبَالَأَمْرِهِمْوَلَهُمْعَذَابٌأَلِيمٌ

ʾelem yaʾtikum nabʾu lladhīna kafarū min qablu fad hāqū wabāla ʾamrihim walahum ʿadhābun ʾalīmun

Daha önce inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar, işlerinin (kötü) sonucunu tattılar ve onlara elem dolu bir azap da vardır.

ذَٰلِكَبِأَنَّهُۥكَانَتتَّأْتِيهِمْرُسُلُهُمبِٱلْبَيِّنَٰتِفَقَالُوٓا۟أَبَشَرٌيَهْدُونَنَافَكَفَرُوا۟وَتَوَلَّوا۟وَّٱسْتَغْنَىٱللَّهُوَٱللَّهُغَنِىٌّحَمِيدٌ

dhālika biʾannahu kānat taʾtīhim rusuluhum bil-bayyināti fāqālū ʾabašarun yahdūnanā fakafarū watawallaw wastaghnā ʾallāhu wʾallāhu ghaniyyun ḥamīd

Bu böyledir, çünkü onlara peygamberleri açık delillerle gelmişti de, 'İnsan mı bize yol gösterecek?' demişlerdi. Bunun üzerine inkâr ettiler ve Allah da onlardan müstağni davrandı. Allah zengindir, övgüye lâyıktır.

زَعَمَٱلَّذِينَكَفَرُوٓا۟أَنلَّنيُبْعَثُوا۟قُلْبَلَىٰوَرَبِّىلَتُبْعَثُنَّثُمَّلَتُنَبَّؤُنَّبِمَاعَمِلْتُمْوَذَٰلِكَعَلَىٱللَّهِيَسِيرٌ

zaʿama alladhīna kafarū ʾan lan yubʿathū qul balā wa rabbī latubʿathunna thumma latunabbaʾunna bimā ʿamiltum wa dhālika ʿalā allāhi yasīr

İnkâr edenler, asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: 'Hayır! Rabbime yemin ederim ki, mutlaka diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız mutlaka size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır.'

فَـَٔامِنُوا۟بِٱللَّهِوَرَسُولِهِۦوَٱلنُّورِٱلَّذِىٓأَنزَلْنَاوَٱللَّهُبِمَاتَعْمَلُونَخَبِيرٌ

faʾāminū billāhi wa rasūlihi wa n-nūri l-ladhī ʾanzalnā wa llāhu bimā taʿmalūna khabīr

Bunun için siz de Allah'a, Resûlü'ne ve indirdiğimiz nûr'a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

يَوْمَيَجْمَعُكُمْلِيَوْمِٱلْجَمْعِذَٰلِكَيَوْمُٱلتَّغَابُنِوَمَنيُؤْمِنۢبِٱللَّهِوَيَعْمَلْصَٰلِحًايُكَفِّرْعَنْهُسَيِّـَٔاتِهِۦوَيُدْخِلْهُجَنَّٰتٍتَجْرِىمِنتَحْتِهَاٱلْأَنْهَٰرُخَٰلِدِينَفِيهَآأَبَدًاذَٰلِكَٱلْفَوْزُٱلْعَظِيمُ

yawma yajmaʿukum liyawmi l-jamʿi dhālika yawmu t-taghābuni wa man yuʾminu bi-llāhi wa yaʿmalu ṣāliḥan yukaffir ʿanhu sayyiʾātihi wa yudkhilhu jannātin tajrī min taḥtihā l-anhāru khālidīna fīhā abadan dhālika l-fawzu l-ʿaẓīmu

O gün (Allah) sizi toplayacaktır; bu, toplanma (veya aldanma) günüdür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebediyen kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte bu, büyük kurtuluştur.

وَٱلَّذِينَكَفَرُوا۟وَكَذَّبُوا۟بِـَٔايَٰتِنَآأُو۟لَٰٓئِكَأَصْحَٰبُٱلنَّارِخَٰلِدِينَفِيهَاوَبِئْسَٱلْمَصِيرُ

wa-lladhīna kafarū wa-kadhdhabū bi-ʾāyātinā ʾulāʾika ʾaṣḥābu n-nāri khālidīna fīhā wa-biʾsa l-maṣīru

İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar, içinde ebedî kalacakları cehennem ehlidir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!

مَآأَصَابَمِنمُّصِيبَةٍإِلَّابِإِذْنِٱللَّهِوَمَنيُؤْمِنۢبِٱللَّهِيَهْدِقَلْبَهُۥوَٱللَّهُبِكُلِّشَىْءٍعَلِيمٌ

mā aṣāba min muṣībatin illā bi-ʾidhnillāh wa man yuʾmin billāhi yahdi qalbahu wallāhu bikulli shayin ʿalīm

Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğru yola iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

وَأَطِيعُوا۟ٱللَّهَوَأَطِيعُوا۟ٱلرَّسُولَفَإِنتَوَلَّيْتُمْفَإِنَّمَاعَلَىٰرَسُولِنَاٱلْبَلَٰغُٱلْمُبِينُ

waʾaṭīʿū ʾllāha waʾaṭīʿū ʾr-rasūla faʾin tawallaytum faʾinnamā ʿalā rasūlinā ʾl-balāġu ʾl-mubīnu

Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Elçimizin görevi apaçık tebliğden başka bir şey değildir.

ٱللَّهُلَآإِلَٰهَإِلَّاهُوَوَعَلَىٱللَّهِفَلْيَتَوَكَّلِٱلْمُؤْمِنُونَ

Allāhu lā ilāha illā huw Wa ʿalā Allāhi falyatawakkali l-muʾminūn

Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Ve müminler yalnızca Allah'a güvenip dayanmalıdır.

يَٰٓأَيُّهَاٱلَّذِينَءَامَنُوٓا۟إِنَّمِنْأَزْوَٰجِكُمْوَأَوْلَٰدِكُمْعَدُوًّالَّكُمْفَٱحْذَرُوهُمْوَإِنتَعْفُوا۟وَتَصْفَحُوا۟وَتَغْفِرُوا۟فَإِنَّٱللَّهَغَفُورٌرَّحِيمٌ

yā ayyuhā alladhīna āmanū inna min azwājikum wa awlādikum ʿaduwwan lakum fa-ḥdhārūhum wa in taʿfū wa taṣfaḥū wa taghfirū fa-inna Allāha ghafūrun raḥīm

Ey iman edenler! Şüphesiz eşlerinizden ve çocuklarınızdan kimileri size düşmandır. Öyleyse onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarını görmezden gelir ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

إِنَّمَآأَمْوَٰلُكُمْوَأَوْلَٰدُكُمْفِتْنَةٌوَٱللَّهُعِندَهُۥٓأَجْرٌعَظِيمٌ

ʾinnemā ʾamwālukum wa-ʾawlādukum fitnah wa-ʾllāhu ʿindahu ʾajrun ʿaẓīm

Mallarınız ve evlatlarınız ancak bir imtihandır. Allah ise, O'nun katında büyük mükâfat vardır.

فَٱتَّقُوا۟ٱللَّهَمَاٱسْتَطَعْتُمْوَٱسْمَعُوا۟وَأَطِيعُوا۟وَأَنفِقُوا۟خَيْرًالِّأَنفُسِكُمْوَمَنيُوقَشُحَّنَفْسِهِۦفَأُو۟لَٰٓئِكَهُمُٱلْمُفْلِحُونَ

fattaqūllāha māstaṭaʿtum wāsmʿū waʾaṭīʿū wanfiqu khayran liʾanfusikum waman yūqa shuḥḥa nafsihi faʾūlāʾika humul mufliḥūn

O halde gücünüz yettiğince Allah'tan korkup sakının, dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

إِنتُقْرِضُوا۟ٱللَّهَقَرْضًاحَسَنًايُضَٰعِفْهُلَكُمْوَيَغْفِرْلَكُمْوَٱللَّهُشَكُورٌحَلِيمٌ

in tuḳriḍū allāha ḳarḍan ḥasanan yuḍāʿifhu lekum ve yagfir lekum ve allāhu şekūrun ḥalīmun

Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, onu sizin için kat kat artırır ve günahlarınızı bağışlar. Allah çok mükâfat veren ve halimdir.

عَٰلِمُٱلْغَيْبِوَٱلشَّهَٰدَةِٱلْعَزِيزُٱلْحَكِيمُ

ʿālimu l-ghaybi wa-sh-shahādati l-ʿazīzu l-ḥakīmu

O, gaybı da, şehadeti de bilen, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olandır.