sabbaha lillahi ma fis-semavati wa ma fil-ard wa huwal-'azizul-hakim
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, Azîz'dir, Hakîm'dir.
Mushaf #61 · Nüzul #109 · Medine Dönemi · 14 Ayet
Saflar, söz ile amel tutarlılığı
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
sabbaha lillahi ma fis-semavati wa ma fil-ard wa huwal-'azizul-hakim
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, Azîz'dir, Hakîm'dir.
yā ayyuhā alladhīna āmanū lima taqūlūna mā lā tafʿalūna
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri neden söylüyorsunuz?
kabura maqtan ʿinda llāhi an taqūlū mā lā tafʿalūn
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında buğz (gerektiren en büyük çirkinlik) olarak(tur).
ʾinna ʾallāha yuḥibbu l-ladhīna yuqātilūna fī sabīlihī ṣaffan kaʾannahum bunyānun marṣūṣun
Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir duvar gibi saf tutarak savaşanları sever.
wa-ʾiḏ qāla mūsā li-qawmihi yā-qawmi lima tuʾḏūnani wa-qad taʿlamūna ʾannī rasūlu ʾallāhi ʾilaykum fa-lammā zāġū ʾazāġa ʾallāhu qulūbahum wa-ʾallāhu lā yahdī l-qawma l-fāsiqīn
Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Neden bana eziyet ediyorsunuz? Oysa ben sizin Allah'ın elçisi olduğumu biliyorsunuz." Nihayet eğrilik yaptıklarında, Allah kalplerini (hak yoldan) eğriltti. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
wa-iḏ qāla ʿīsā bnu maryama yābanī isrāʾīla ʾinnī rasūlu ʾallāhi ʾilaykum muṣaddiqan limā bayna yadayya mina t-tawrāti wa-mubašširan birasūlin yaʾtī min baʿdī smuhu ʾaḥmadu falammā jāʾahum bil-bayyināti qālū hāḏā siḥrun mubīnun
Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! Ben, benden önce Tevrat'tan elinde olanı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyici olarak Allah'ın size (gönderdiği) elçisiyim" demişti. Sonra (İsa) onlara açık delillerle geldiğinde, dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."
Ve men azlemu mimmenifterâ alallâhil kezibe Ve huve yud'â ilel islâmi Vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn
İslâm'a davet edildiği halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
yurīdūna liyutfiʾū nūra ʾllāhi biʾafwāhihim wa-ʾllāhu mutimmu nūrihī wa-law kariha l-kāfirūna
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki Allah, kâfirler istemese de nurunu tamamlayacaktır.
huwa lladhī arsala rasūlahū bil-hudā wa dīni l-ḥaqqi li yuẓhirahu ʿalā d-dīni kullahiī wa law kariha l-mušrikūna
O, Resûlü'nü hidayetle ve hak din ile, bütün dinlere üstün kılmak üzere gönderendir. Müşrikler istemese de.
yā ayyuhā l-ladhīna āmanū hal adullukum ʿalā tijāratin tunjīkum min ʿadhābin alīmin
Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?
tuʾminūna bi-llāhi wa-rasūlihī wa-tujāhidūna fī sabīli-llāhi bi-ʾamwālikum wa-ʾanfusikum ḏālikum ḫayrun lakum ʾin kuntum taʿlamūna
Allah'a ve Resûlü'ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için hayırlıdır.
yagfir lakum dhunubakum wa yudkhilukum jannatin tajri min tahtiha al-anharu wa masakina tayyibatan fi jannati 'adnin dhalika al-fawzu al-'adhimu
Rabbiniz için çalışıp çabalayınız ve O'nun mağfiretini umunuz. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir. Sonra size bir daha (böyle) bir toplulukla karşılaştığınızda, ayaklarınızın kaymaması için Allah'ı anın ve O'na dua edin! Kafirler ise 'Aldandık' dediler. O, sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi, altından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
wa ʾuḵrā tuḥibbūnahā naṣrun mina ʾllāhi wa fatḥun qarībun wa bašširi l-muʾminīna
Ve sevdiğiniz başka bir şey daha: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih. (Ey Muhammed!) Müminlere müjde ver.
yā ayyuhā l-ladhīna āmānū kūnū anṣāra llāhi kamā qāla ʿīsā bnu maryama lil-ḥawāriyyīna man anṣārī ilā llāhi qāla l-ḥawāriyyūna naḥnu anṣāru llāhi fa-āmanat ṭāʾifatun min banī isrāʾīla wa-kafarat ṭāʾifatun fa-ayyadnā lladhīna āmānū ʿalā ʿadūwwihim fa-aṣbaḥū ẓāhirīna
Ey iman edenler! Allah'a (yardımcı) olun! Tıpkı Meryem oğlu İsa'nın, "Allah'a (giden yolda) yardımcılarım kimlerdir?" dediği zaman, havarilerin, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız!" dedikleri gibi. İsrailoğullarından bir taife iman etti, bir taife de inkar etti. Nihayet iman edenlere karşı düşmanlarına karşı yardım ettik, böylece üstün geldiler.