A'râf suresi · 7:163 / 206
وَسْـَٔلْهُمْعَنِٱلْقَرْيَةِٱلَّتِىكَانَتْحَاضِرَةَٱلْبَحْرِإِذْيَعْدُونَفِىٱلسَّبْتِإِذْتَأْتِيهِمْحِيتَانُهُمْيَوْمَسَبْتِهِمْشُرَّعًاوَيَوْمَلَايَسْبِتُونَلَاتَأْتِيهِمْكَذَٰلِكَنَبْلُوهُمبِمَاكَانُوا۟يَفْسُقُونَ
wa-sʾalhum ʿani l-qaryati llatī kānat ḥāḍirata l-baḥri iḏ yaʿdūna fī s-sabti iḏ taʾtīhim ḥītānuhum yawma sabtihim šurraʿan wa-yawma lā yasbitūna lā taʾtīhim kaḏālika nablūhum bimā kānū yafusqūna
Onlara, denizin kenarında bulunan ve Sebt (Cumartesi) günü azgınlık eden kasabayı sor. Onlara Sebt günlerinde, diğer günlerden farklı olarak, balıkları açıktan görünüp gelirlerdi. İşte biz, fasıklık yapmaları yüzünden onları böyle imtihan ediyorduk.