Fetih suresi · 48:26 / 29
إِذْجَعَلَٱلَّذِينَكَفَرُوا۟فِىقُلُوبِهِمُٱلْحَمِيَّةَحَمِيَّةَٱلْجَٰهِلِيَّةِفَأَنزَلَٱللَّهُسَكِينَتَهُۥعَلَىٰرَسُولِهِۦوَعَلَىٱلْمُؤْمِنِينَوَأَلْزَمَهُمْكَلِمَةَٱلتَّقْوَىٰوَكَانُوٓا۟أَحَقَّبِهَاوَأَهْلَهَاوَكَانَٱللَّهُبِكُلِّشَىْءٍعَلِيمًا
idh jaʿala alladhīna kafarū fī qulūbihimu l-ḥamiyyata ḥamiyyata l-jāhiliyyati fa-anzala llāhu sakīnatahū ʿalā rasūlihī wa-ʿalā l-muʾminīna wa-alzama hum kalimata t-taqwā wa-kānū ʾaḥaqqa bihā wa-ʾahalahā wa-kāna llāhu bikulli shayin ʿalīman
Hani o kâfirler, kalplerine taassubu (cahiliye taassubunu) yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere huzur ve sükûnetini indirdi, onları takva (Allah korkusu ve saygısı) kelimesine sarılmaya mecbur etti. Zaten onlar buna herkesten daha lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.