Âl-i İmrân suresi · 3:167 / 200
وَلِيَعْلَمَٱلَّذِينَنَافَقُوا۟وَقِيلَلَهُمْتَعَالَوْا۟قَٰتِلُوا۟فِىسَبِيلِٱللَّهِأَوِٱدْفَعُوا۟قَالُوا۟لَوْنَعْلَمُقِتَالًالَّٱتَّبَعْنَٰكُمْهُمْلِلْكُفْرِيَوْمَئِذٍأَقْرَبُمِنْهُمْلِلْإِيمَٰنِيَقُولُونَبِأَفْوَٰهِهِممَّالَيْسَفِىقُلُوبِهِمْوَٱللَّهُأَعْلَمُبِمَايَكْتُمُونَ
wa liyaclama alladhīna nāfaqū wa qīla lahum taʿālaw qātilū fī sabīli llāhi awi dfaʿū qālū law naclamu qitālan lattabaʿnākum hum lilkufri yawmaʾidhin aqrabu minhum lilʾīmāni yaqūlūna biʾafwāhihim mā laysa fī qulūbihim wa llāhu ʾaʿlamu bimā yaktumūna
Hem münafıkların bildiği, hem de onlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın veya savunun!" denildiği zaman: "Biz savaşmayı bilseydik elbette size tâbi olurduk." diyenlerin (halini de bilsin). Onlar o gün inanmaktan çok kâfirliğe yakındılar. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.