Nûr suresi · 24:40 / 64
أَوْكَظُلُمَٰتٍفِىبَحْرٍلُّجِّىٍّيَغْشَىٰهُمَوْجٌمِّنفَوْقِهِۦمَوْجٌمِّنفَوْقِهِۦسَحَابٌظُلُمَٰتٌۢبَعْضُهَافَوْقَبَعْضٍإِذَآأَخْرَجَيَدَهُۥلَمْيَكَدْيَرَىٰهَاوَمَنلَّمْيَجْعَلِٱللَّهُلَهُۥنُورًافَمَالَهُۥمِننُّورٍ
aw kaẓulumātin fī baḥrin lujjiyyin yagshāhu mawjun min fawqihi mawjun min fawqihi saḥābun ẓulumātun baʿḍuhā fawqa baʿḍin iḏā ʾaḫraja yadasū lam yakad yarāhā wa man lam yajʿali ʾllāhu lahu nūran famā lahu min nūrin
Yahut (onların durumu) engin bir denizde olan karanlıklar gibidir. Onu dalgalar örtüyor, üstünde dalgalar var, üstünde de bulutlar var. Birbiri üstüne yığılmış karanlıklar! Elini çıkarsa, neredeyse onu göremeyecek. Allah'ın kendisine nur vermediği kimsenin nuru yoktur.