Tâhâ suresi · 20:40 / 135
إِذْتَمْشِىٓأُخْتُكَفَتَقُولُهَلْأَدُلُّكُمْعَلَىٰمَنيَكْفُلُهُۥفَرَجَعْنَٰكَإِلَىٰٓأُمِّكَكَىْتَقَرَّعَيْنُهَاوَلَاتَحْزَنَوَقَتَلْتَنَفْسًافَنَجَّيْنَٰكَمِنَٱلْغَمِّوَفَتَنَّٰكَفُتُونًافَلَبِثْتَسِنِينَفِىٓأَهْلِمَدْيَنَثُمَّجِئْتَعَلَىٰقَدَرٍيَٰمُوسَىٰ
idh tamshī ukhtuka fataqūlu hal adullukum ʿalā man yakfuluhū farajaʿnāka ilā ummika kay taqarra ʿayunuhā walā taḥzana waqatalta nafṣan fanajjaynāka mina l-ghammi wafatannāka futūnan falabithta sinīna fī ahli madyana thumma jiʾta ʿalā qadarin yā mūsā
Hani kız kardeşin (onun yanına gidip): 'Onu himayesine alacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece seni, gözü aydınlanıp üzülmemen için annene geri verdik. Sen bir de birini öldürmüştün; biz de seni o gamdan kurtarmış ve seni çeşitli sıkıntılarla denemiştik. Sonra yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Nihayet ey Musa, (vakti gelince) bana geldin.