Kehf suresi · 18:57 / 110
وَمَنْأَظْلَمُمِمَّنذُكِّرَبِـَٔايَٰتِرَبِّهِۦفَأَعْرَضَعَنْهَاوَنَسِىَمَاقَدَّمَتْيَدَاهُإِنَّاجَعَلْنَاعَلَىٰقُلُوبِهِمْأَكِنَّةًأَنيَفْقَهُوهُوَفِىٓءَاذَانِهِمْوَقْرًاوَإِنتَدْعُهُمْإِلَىٱلْهُدَىٰفَلَنيَهْتَدُوٓا۟إِذًاأَبَدًا
wa-man ʾaẓlamu mimman dhukkira bi-ʾāyāti rabbihī fa-ʾaʿraḍa ʿanhā wa-nasīya mā qaddamat yadāhu ʾinnā jaʿalnā ʿalā qulūbihim ʾakinatan ʾan yafqahūhu wa-fī ʾādhānihim waqran wa-ʾin tadʿuhum ʾilā al-hudā fa-lan yahtadū ʾidhan ʾabadan
Rabbinin ayetleriyle öğütülüp de sonra onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz onların kalplerine, Kur'an'ı anlamalarını engellemek için perdeler gerdik; kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan bile, o takdirde asla doğru yolu bulamazlar.